“Sessizliğin Gücü: Engin Akyürek ile Derin Bir Sohbet”

“Sessizliğin Gücü: Engin Akyürek ile Derin Bir Sohbet”

Yusuf Arslan’ın kaleminden, 24 Mayıs 2026 tarihli sohbetimize dört yıl geçmiş. Engin Akyürek ile gerçekleştirdiğimiz bu sohbet, her seferinde içimi heyecanla dolduruyor. Tanınmış bir isim olmasına rağmen, egosuz ve sade bir tavır sergiliyor. Derinlemesine bir sohbetin kapılarını aralayan bir kişilik. Gülümsemesi etrafına pozitif enerji yayıyor ve insanı iyi hissettiriyor.

Akyürek’in yeni kitabı “İsimsiz”in tanıtım metninde, “Ait olmadığı bir hayatın içinde kendine yer arayanların, unutulmuş isimlerin ve hiç söylenmemiş itirafların hikâyesidir” ifadesi yer alıyor. Bu hikâyelerin ardında yatan amacı sorduğumda, “Cevap vermek zor. Belki de bu hikâyeler benim kişisel itiraflarım ve hayata bakış açım. Gerçek değiller, ama hissettiğim duygularla yazdığım hikâyeler” diyor. Akyürek, yüksek sesle dile getirmek istediklerini bu hikâyelerle ifade etmeye çalıştığını ekliyor.

Sohbetimizde, “Söylenmemiş itirafların var mı?” soruma, “Belki de yazarken bu itirafları yapıyorum” yanıtını veriyor. “Bu hikayeleri okuduğunuzda, hislerimi ve insanlığa bakış açımı anlayabilirsiniz” diyor.

Kitapta dikkat çeken bir başka söz, “Her insan bir hikâye taşır, bazılarının adı yoktur.” Akyürek, kendi hikâyesinin bir adı olsa “sessizlik” olacağını belirtiyor: “Sessizlik, güçlü bir kelime. Bazen rahatsız edici olabilir ama onun bir gücü var. Buna inanıyorum.”

Kitapta hayvanlar ve doğanın sıkça yer aldığını belirtiyor. “Büyük şehirlerde yaşıyoruz, ama doğayla olan ilişkimizi sorgulamalıyız” diyor. Kedi fotoğrafının kitabın kimliğini özetlediğini ifade ediyor. Kendi kedisi üzerinden gözlemlerini paylaşıyor: “Kediler, varlıklarıyla bize bir şeyler anlatıyor. Peki, biz kendimiz olabiliyor muyuz?”

Akyürek, yazdığı hikâyelerin senaryo tadında olduğunu ve görsel düşünerek yazdığını belirtirken, “Kaçış” isimli bir dizi de yaptıklarını vurguluyor. Kitapta yer alan anlatımlarının başarısını sorduğumda, “Okumayı severim, sabahları kendime zaman ayırırım” diyor.

Kitap okumayı yatarken değil, aydınlıkta yapmayı tercih ettiğini söyleyen Akyürek, “Yatarak okumak saygısızlık gibi geliyor” diyor. Hangi yazarları sevdiğini sorduğumda ise Paul Auster, Yaşar Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi isimleri sıralıyor.

Engin Akyürek ile gerçekleştirdiğimiz bu derin sohbet, hem onun edebi dünyasına dair içgörüler sunuyor hem de sessizliğin ve hikâyelerin derin gücünü gözler önüne seriyor.

Related Posts

© 2026 hocalar-haber.com.tr - Theme by WPEnjoy · Powered by WordPress