Veysi Aktaş, İstanbul’da gerçekleştirilen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”nın üçüncü oturumunda “Kürt Meselesinin Çözümünde Demokratik Entegrasyon ve Ortak Yaşamın İnşası” başlıklı bir sunum yaptı. Aktaş, Mezopotamya Ajansı’na verdiği demeçte, 2025 yılının silahlı mücadele döneminden 2026 yılına geçişle birlikte yasal ve siyasal yeni bir inşa sürecine girildiğini belirtti. Çözümün şahıslara veya geçici politikalara bağlı olmayacağını, yalnızca Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında kurumsal ve anayasal güvencelere dayanarak şekilleneceğini vurguladı.
Konferansın diğer katılımcılarıyla birlikte, ülkenin demokratikleşmesine katkı sağlamayı amaçladıklarını ifade eden Aktaş, ‘demokratik cumhuriyet’ anlayışının gelişmesine yönelik umutlarını dile getirdi. 2024 yılından itibaren hız kazanan ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin, somut bir dönüşüm için anahtar rolü oynaması gerektiğini savundu. Aktaş, bu sürecin Sayın Devlet Bahçeli’nin vizyonu ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği mesajlarla derinleştiğini söyledi.
Öcalan’ın sürecin birinci yıldönümündeki mesajını hatırlatan Aktaş, “Sayın Öcalan, negatif barıştan pozitif barışa geçişin önemine vurgu yaptı; burada demokratik entegrasyon kavramı ön plana çıkıyor. Bu, Türkiye için belki de son fırsat” dedi.
Ayrıca, bu çağrının Öcalan dışında kimse tarafından yapılamayacağını belirten Aktaş, bu sürecin doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Öcalan’ın demokratik entegrasyon fikrini ‘cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli’ bir adım olarak tanımladığını ifade eden Aktaş, yeni bir demokratik Türkiye’nin inşasında demokratik toplum, müzakere ve entegrasyonun temel taşları olacağını söyledi.
Aktaş, demokratik entegrasyonun Kürt toplumunun demokratik cumhuriyete eklemlenmesini sağladığını ve bunun ayrılıkçılıkla değil, eşitlikle temellendiğini ifade etti. Bu kavramın, Türkiye’nin yanı sıra Kürtlerin yaşadığı diğer ülkelere (Irak, Suriye, İran) de önerilen bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Sürdürülebilir barışın ve demokratikleşmenin temel anahtarı olarak görülen demokratik entegrasyon, asimilasyon ve ayrılıkçılık arasında bir üçüncü yol sunuyor: Farklılık içinde eşit ve özgür bir arada yaşama imkânı.
Sonuç olarak, demokratik entegrasyon, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında herkesin kucaklandığı yeni bir demokrasi hamlesi olarak ortaya çıkmaktadır.
